top of page
Ara

Bitkilerin Bildikleri ve Bitki Zekası Üzerine

  • Yazarın fotoğrafı: Büşra SAĞLAM
    Büşra SAĞLAM
  • 25 Kas 2023
  • 3 dakikada okunur


Bugün sizlere her ayrıntısıyla büyülendiğim iki kitaptan bahsetmek istiyorum. Kitapları bitirir bitirmez öğrendiklerimi heyecanla anlatma, başkalarının da en az benim kadar etkilenmesini istemem beni bu yazıyı yazmaya iten . Bu kitaplar, Yeni İnsan Yayınevi’nden Bitki Zekası ve Metis Bilim Serisinden Bitkilerin Bildikleri. Küçüklüğümde topladığım bitkilerle, oyuncak tenceremde uydurma yemekler yapan ben, büyüdükçe doğada vakit geçirirken büyülü bir ormandaymışım gibi hisseden, toplayıcılığa/toplayıcalara hayran biri olmuştum. Etrafında gördüğü bitkileri tanıyan, anlayan, kullananlara hayranlıkla bakan ben bu kitapları görünce büyük bir merakla okudum.


Kitaplardan biri, bir çırpıda bitirebileceğiniz dilde, akıcı bir diğeri ise biraz daha bilimsel, bugüne kadar yapılan deneylerin sonuçlarını sunan bir kitap. İkisi de aynı sorular üzerinden gidiyor: "Bitkilerin davranışları belli bir bilinçle mi gerçekleşir?"Bitkilerin güneşe yönelmesi, köklerinin toprağa doğru inmesi, bilinçli bir seçim midir? Bugün artık biliyoruz ki bitkiler biz olmadan –belki de daha iyi- yaşayabilirler. Peki, bizler onlar olmadan yaşayabilir miyiz?


Her iki kitabın üzerinde durduğu soruları aslında ilk kez soran, bitkilerin sandığımızdan çok daha fazlası olduklarını düşünen Charles Darwin’di. 1859 yılında yayınlanan Türlerin Kökeni’nde Darwin’in şöyle bir iddiası vardı: “Günümüzde dünya üzerinde yaşayan tüm canlılar kendi türlerinin evrimsel dallarının en sonundalar. Eğer böyle olmasaydı soyları tükenirdi.” Yani bugün gördüğümüz tüm bitkiler aslında kendi türlerinin en gelişkini.


Yaşadığımız gezegende ilk ortaya çıkan canlılar, Algler. Bitki benzeri olarak sınıflandırılan algler, fotosentez yoluyla dünyadaki canlılığın yaşayabilmesi için ihtiyaç duyulan oksijeni oluşturdular. Bir bakıma bizler, gezegen biyokütlesinin %99,5’inden fazlasını oluşturan bitkilerin dünyasına geliyoruz. Yaklaşık 200 bin yıldır bitkilerle bir arada yaşamamıza rağmen bitkiler hakkında bildiklerimizi şöyle bir düşünecek olursak oldukça sınırlı bir bilgiye sahip olduğumuzu söylemek mümkün (Mancuso & Viola, 2020). 


İnsanları da içine alarak tanımlanan hayvanlar, her zaman bitkilerden üstün canlılar olarak görüldü. Oysa bitkiler ve hayvanlar için yaptığımız ilk tanımlama; yaşamak için gerekli olan besini üretmede başka canlılara ihtiyaç duymayan, kendine yeten ototrof canlılar olan bitkiler ve besin üretimi için başka canlılara ihtiyaç duyan heterotrof canlılar olan hayvanlar ayrımı bile bitkilerin bir sıfır önde olduğunu kanıtlıyor. Kendi besinini üretmede bir sıfır önde olan, bulunduğu yere bağlımlı, hareket kabiliyeti olmayan bitkilerin hayatta kalma becerilerinin tüm o yırtıcı, vahşi hayvanlardan, insanlardan ileri olduğunu söylesek? Bulunduğu ekosistemi terk edemeyen bitkiler, hayatta kalabilmek için evrimsel olarak bölünebilir parçalarla kendilerini yenileyebilecek şekilde gelişmişler. Bir hayvanın kolu, bacağı koptuğunda bu onun için zor, hatta ölümcül olabilir. Oysa bitkilerin dalları, kökleri ve gövdeleri birbirinden bağımsız olarak hayatta kalabilme yeteneğine sahiptir. Budayarak gençleştirdiğiniz bir ağacı ya da bir arkadaşınızda görüp sevdiğiniz bir bitkiden bir dal alıp köklendirerek evinizde tekrar can bulmasını bir de bu açıdan düşünün.


Bitkiler, geceyi ve gündüzü, üzerinizdeki kıyafetin rengini ayırt edebilen, yanına yaklaşıp uzaklaştığınızı algılayan, etrafındaki canlıların kokularını alabilen, kısacası gözleri olmadan görebilen, kulakları olmadan duyabilen, burun ve ağızları olmadan tat ve koku alabilen canlılardır. Bütün bu duyular için özelleşmiş organları olmamasına rağmen bitkiler bu duyuları nasıl algılar?

Saksıdaki çiçeklerin yapraklarının belli bir yöne doğru eğildiğini ya da adı üstünde günebakanların güneşe yöneldiklerini görmüşsünüzdür. Aslında bitkiler için görme, ışığı algılama ve ona yönelme ile tanımlanıyor. Yalnızca bununla da sınırlı değil, bilim insanları ışığın renklerine göre bitkilerin farklı tepki verdiklerini de ölçmüş. Yapılan araştırmalarda kırmızı ışığın bitkinin çiçeklenmesini başlattığı, uzak kırmızı ışığınsa çiçeklenmeyi durdurduğunu gözlemlenmiş (Chamovitz, 2020). Bu da demek oluyor ki bitkiler yalnızca ışığı algılamakla kalmıyor, ışığın dalga boyunu dahi ayırt edebiliyor.


Kokularıyla mest olduğumuz bitkilerin etrafa yaydıkları bu kokularsa aslında bizler için değil, kendileri ve onlara tozlaşmada yardım edecek böcekler çağırmak için. Bitkiler kendileri için neden koku yaysınlar? Aslında bu bir çeşit kendi içinde bir iletişime geçme şekli. Bir bitkinin bir yaprağına saldıran bir böcek veya bir yaprağında meydana gelen hastalıktan diğer yapraklarını ve etrafındaki diğer bitkileri uyarmak için koku yayarak haber veriyor. Koku salmalarının bir diğer amacı da tozlaşma için ihtiyaç duydukları böcekleri kendilerine çekme, çiçeklenme ve hayat döngülerini devam ettirmek için kullanırlar.


Bitkilerin sesleri algılamaları hakkında kısıtlı sayıdaki güvenilir bilimsel çalışmalar henüz bitkilerin işittiğini söyleyebilmek için erken olduğunu söylese de bal arılarının kanat çırpışlarının bitkinin çiçeğini uyararak polen salgılamasını sağladığını bunun da bir çeşit işitme yeteneğinin varlığına işaret olduğu ileri sürülüyor (Chamovitz, 2020). Bir başka çalışma ise bitkilerin kökleri ile topraktan sesi taşıyarak duyduğunu ileri sürüyor. Bitkilerin köklerden taçlara, yapraklara hatta diğer bitkinin köklerine mesajı iletebilen oldukça geniş bir iletişim ağına sahip olduğu da öne sürülüyor (Mancuso & Viola, 2020).

İnsanlar, var olan bitki türlerinden %5-10 kadarını tanırken bu kadar kısıtlı sayıda bilinen türlerden, tedavi amaçlı kullanılan ilaçların %95’ini üretiyor (Mancuso & Viola, 2020). Bitkiler çevresinin farkında ve insanlar bu çevrenin bir parçası. Peki insanlar çevresinin ne kadar farkında? Her yıl, hakkında hiçbir şey bilmediğimiz, adını dahi duymadığımız türlerin soylarının tükendiği açıklamalarını okuyoruz. Aynı dünyayı paylaştığımız, ortak geçmişe sahip olduğumuz bitkiler, daha yakından tanınmayı hakediyor. Çünkü bir kez tanıyan yalnızca bir bitki diyerek görüp geçemez. Tüm dünya için değerini bilir ve devamlılığını gözetir. 



Chamovitz, D. (2020). Bitkilerin Bildikleri. İstanbul: Metis Yayınları.

Mancuso, S., & Viola, A. (2020). Bitki Zekası. İstanbul: Yeni İnsan Yayınevi.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page