Sokağa Çıkma Yasağı
- Büşra SAĞLAM

- 24 Oca 2023
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 24 Oca 2023
Annemin mutfağıyla övüneceksem eğer -değerini çok sonralar anlayacağım- bu kesinlikle mevsimsel oluşu olurdu. Bizim evde mevsimi dışında taze sebze meyveyi bulamazsınız. Bulsanız da bunlar yazdan dondurulmuş bir Urfalı için olmazsa olmaz patlıcanın türlü halleri, kabak, bezelye, barbunya gibi sebzeler olurdu genelde. Kardeşimin çok kez anneme salatalık alması için söylendiğini bilirim. Ama annem bir kere "hayır" dediyse o hayırdır.
Artık hangi mevsimde hangi sebze ve meyvelerin yetiştiğini bilmek bir meziyet. Zira ne mevsimler mevsim, ne de artık bulunamayan sebze ve meyveler var. Gastronomi bölümüne ders verdiğim dönemde, kış sebzelerini sorduğumda yanıt veremeyen bir sınıf dolusu 20 yaşındaki genç karşısında kalakalmıştım. Bu da bir şey mi nice şeflerin kışın yaptıkları menülerinde gördüğümüz çilekler, kapya biberler de cabası. Mevsimi dışında sebze meyve tüketmenin iklime zararı ve besleyiciliğinin olmayışıysa ayrı bir konu başlığı. Tüm bunların yanında mevsimi dışında sebze meyve tüketmenin masume bir yolu da çeşitli konservelerle, şoklama yöntemleriyle yazı saklamak.
Günümüzde yazı saklamak genellikle ailelerin büyükleri tarafından devam eden bir gelenek. Yaşam şartlarından mıdır bilinmez bu gelenek çoğunlukla ailelerin ikinci kuşaklarına dahi sarkamıyor. Çünkü yazı saklamak söylendiği kadar kolay olmuyor. Öyle ki ardında ailenin her yaştan kadınlarının ve kız çocuklarının emeği bulunuyor.
Yazlığı olan şanslı nesillerden biriydim. Okulun kapandığı gün yazlığa gider, okul açılmadan bir gün önce dönerdik. Okulun son haftası yazlığa gitme heyecanım başlar, döndüğümüzde de bir hafta boyunca ağlardım. Bütün bir kışı tekrar yaza kavuşma hevesiyle geçirirdim. Kışın şehirde sokaklarda oynama özgürlüğüm yokken, yazın sokaklar benimdi. Gün içinde eve neredeyse uğramazdım bile. Ta ki babam işten gelene kadar. Babamın siteye giren arabasını gördüğümde ardından koşarak eve gelirdim. Çoğu zaman balkonda yenen akşam yemeği için anneme masayı hazırlamada yardım ederdim. Ne zaman kabak dolması ve cacık yesem hala o balkonda yemek yiyormuşum gibi hissederim.
Yazın sonlarına doğru evde kışlık hazırlıkları başlardı. Evimizin karşısına kurulan pazardan kasalarca domatesler alınır kışık domates hazırlığına başlanırdı. Bunun yanında oturtma yapmak için kabak, karnıyarık yapmak için patlıcan da alınırdı. Pazardan eve bunları kaç posta taşırdık hatırlamıyorum bile. Bu hazırlıklarda görevim genelde alınanları eve taşımakla sınırlıydı. Pazar zamanı diğer arkadaşlarım da benzer görevlerle annelerine yardım ettiği için aklım onlarda/sokakta kalmazdı. Ama yalnızca bizim evde olan bir kış hazırlığı beni arkadaşlarımdan alıkoyardı. Akşam yemeğinden sonra herkes gündüzün tozunu toprağını alan kıyafetlerini değiştirir, yaşı yetenler makyajını yapar öyle sokağa çıkardı. Sanki bütün gün beraber olmadığımız arkadaşlarımızla tekrar bir araya gelmek için aceleyle yemek yer sokağa fırlardık. Ama babamın eve çuvalla getirdiği bezelye ve barbunyayı gördüğümde o akşam dışarı çıkmanın kolay olmayacağını anlardım. Annem unutur belki diye ablamla kaçmaya çalışsak da nafile. Onlar ayıklanmadan sokağa çıkmak yasaktı. Biz tüm acelemizle sokağa çıkmak isterken annem bizi çoktan çuvalın başına oturturdu. "Bunlar ayıklanmadan sokağa çıkmak yok" yasağına karşın neden bu kadar çok alındığını, zaten bezelye sevmediğimizi söyleyerek bir yandan ayıklar bir yandan söylenmeye devam ederdik. Kimi zaman bizim söylenmelerimize dayanamayan büyük kuzenlerim imdadımıza yetişir ayıklamamıza yardım ederlerdi. Bezelyeye karşı mesafeli oluşum belki de bu yüzdendir kim bilir. Şimdi düşünüyorum da tüm bu ağlanmalarımız yarım saatimizi alacak iş içindi. Ama çocukken yaz ve sokakta olmak çok önemliydi.





Yorumlar