Bir Sandviç Hikayesi
- Büşra SAĞLAM

- 8 Ara 2024
- 2 dakikada okunur

10-12 yaşlarındayım. Henüz sabahın erken saatleri hava yeni yeni aydınlanıyorken karnım da guruldamaya başlıyor. Babam soruyor: “Ne yiyeceksin, sana tost söyleyeyim mi?” Ama ben çoktan cama yaslanmış önünde kuyruk oluşmaya başlamış seyyar sandviç arabasına hipnoz olmuştum. “Ben sandviç yiyeceğim” diye atıldım. Elime tutuşturulan parayla dükkanın karşısındaki seyyar sandviç arabasının sırasında girmiş bir yandan benden öncekilerin seçimlerini dinliyor bir yandan da ışıklı arabanın içindekilere göz gezdirip kendi mükemmel sandviçim için seçimler yapıyordum. Sanırım hayatımda ilk kez o zaman baget ekmeğiyle tanıştım. Sadece o ekmeğin heyecanı bile beni o kuyruğa sokan şey olabilirdi. Sonraki yıllarda uslanmaz bir tombik döner sevdalısı olurken de hep aynı şeyi düşündüm; “Acaba ekmeği mi daha çok seviyorum yoksa içindeki döneri mi?” Cevabını asla bulamadığım bu sorunun yanıtı sanırım ikisinin muhteşem birleşiminde saklıydı. Sandviçimin içine koydurduğum, o zamanlar ilk defa tanıştığım bir başka şey ise “dil” di. O yaşta o bende nereden biliyordum. O zamanki aklım dilin dil olduğunu idrak edemiyordu, etsem yemeğe devam eder miydim açıkçası bilmiyorum. Hoş hala severek yerim o ayrı ama şuan düşününce, o yaşta dilin dil olduğunu bilerek yemek biraz korkutucu geliyor. Yüzümde hınzır bir gülümsemeyle hızlı adımlarla sandviçimi yemek için dükkana dönüyorum. Dükkana geldiğimde babam ne koydurduğumu soruyor, dil dediğimi duyduğunda şaşırarak işini yapmaya devam ediyor. Sonra merakına yenik düşerek dili nerden bildiğimi soruyor. Sahi nereden biliyordum? Küçük bir kız çocuğuysanız hep bir abinizin olmasını hayal edersiniz. Biraz büyüdükçe de iyi ki olmamış diye dua edersiniz. İşte ben de bunları Mehmet Abimden öğrenmiştim. Ailede benden daha çok dükkana giden bir çocuk vasa o da Mehmet Abimdi. Dükkana gittiğimde hep onun peşine takılırdım. Bir yerlere gönderildiğinde hemen atlar onunla giderdim, çünkü yola mutlaka bir tatlı kaçamak molası verilirdi. Bazen de bir yere gönderilmesek de ufak kaçamaklar yapardık. Bir gün “Sana sıcak çikolata ısmarlayayım mı?” dediğinde gülümseyerek cevap verdim ve dükkandan sıvıştık. Kahve Dünyasının ilk dükkanını açtığı Eminönü’ne inip sıcak çikolata içmiştik. Yine kendi tarihimde ilk kez. Elimde şimdi hepimizin aşina olduğu zincir kahve markalarının kahve bardaklarında sıcak çikolata tutuyordum. Bazen her şeyin içinde olduğu kendi deyimimle “tek tabakla kahvaltı”lar ya da sandviçlerle bir öğün yapmayı seviyorum. Ama öyle yavan değil, hakkını veren tek tabaklar ya da sandviçler. Bugünkü geç kahvaltıma bu cinsten bir sandviç hazırlayınca zihnime gelenleri durduramadım ve en nihayetinde yazdım. Uzun bir aradan sonra. Ez cümle kahvaltıda güzel bir sandviç yedim bu da onun hikayesidir.
.
Harika illustrasyon pinterestten.




Yorumlar